ebumsu

Yürek Hoplatan Dakikalar Mayıs 5, 2008

Turkcell Süper Lig’in 33. haftasında oynanan Sivasspor-Galatasaray ve Fenerbahçe-Gençlerbirliği karşılaşmaları, Galatasaraylılar’ı, Fenerbahçeliler’i ve Sivassporlular’ı, 90 dakika adeta hayattan kopardı.
Dün aynı dakikada başlayan her iki maçta atılacak 1 gol bile, liderliğin el değiştirmesini sağlayacak, Şampiyonlar Ligi’ne gidecek takımı belirleyecek ve şampiyonluğu bir takımdan alıp, diğer bir takıma vermeye yetecekti.

Toplam 13 golün atıldığı iki karşılaşmada, her 3 takımın taraftarları 90 dakika boyunca sevinç ve üzüntüyü bir arada yaşadılar.

İşte o kader dakikaları:

İlk yarı

Dakika 12: Sivasspor 1-0 Galatasaray, Fenerbahce 0-0 Gençlerbirliği

Dakika 30: Fenerbahce 0-1 Gençlerbirliği, Sivasspor 1-0 Galatasaray

Dakika 40: Sivasspor 1-1 Galatasaray, Fenerbahce 0-1 Gençlerbirliği

Dakika 42: Sivasspor 1-2 Galatasaray, Fenerbahce 0-1 Gençlerbirliği

Dakika 45: enerbahce 1-1 Gençlerbirliği, Sivasspor 1-2 Galatasaray

İkinci yarı

Dakika 50: Sivasspor 2-2 Galatasaray, Fenerbahce 1-1 Gençlerbirliği

Dakika 52: Sivasspor 2-3 Galatasaray, Fenerbahce 2-1 Gençlerbirliği

Dakika 67: Sivasspor 3-3 Galatasaray, Fenerbahce 2-1 Gençlerbirliği

Dakika 71: Fenerbahce3-1 Gençlerbirliği, Sivasspor 3-3 Galatasaray

Dakika 76: Sivasspor 3-4 Galatasaray, Fenerbahce 3-1 Gençlerbirliği

Dakika 82: Fenerbahce 3-2 Gençlerbirliği, Sivasspor 3-4 Galatasaray

Dakika 88: Sivasspor 3-5 Galatasaray, Fenerbahce 3-2 Gençlerbirliği

 

Fenerbahçeli Olmak Nisan 30, 2008

Bence bir bardak sudur Haziran sıcağında içilen yada tuzdur mis gibi aşımın içinde, taptaze bir vişne tanesidir çikolatalı dondurmamın üstünde, belki sıcacık bir bardak çaydır Kadıköy’ de iskele kenarındaki hasırda yada yanındaki karper peyniri veya simididir veya Kastamonu’ da dağda çevrilen bir kuzu , Antep’ in baklavası, Hatay’ ın künefesi, Balıkesir’ in höşmerimi, Beşiktaşlı Pando’ nun balkaymağı, İnegöl’ ün köftesi.

Evet Fenerbahçeli olmak onu derinden ve her şeyden üstün tutarak yaşamaktır.

Eskiden yapılan sezon açılışlarında veya uzunca bir süre maça gidemedikten sonra gidilen ilk maçta çıkış tünelinde çubuklu formayı görünce gözlerinin dolmasıdır.

Üst düzey yabancı misyonun verdiği bir yemekte Fenerbahçe-Gaziantep maçını, yemekte arkadaşıyla cep radyosu kulaklığından dinleyip, 4. golde masadakileri devirip “Gooollll” diye dakikalarca kimseye aldırmaksızın bağırmaktır.

Bilet bulamadığın için gidemeyeceğin bir pazar günü maçını televizyonda izleyeceğinden dolayı maç saati gelinceye kadar Bayrampaşa’da oturan sevgilinle buluşmayı düşünüp Üsküdar’ a gelmesini isteyen ve vapurdan iner inmez daha hoşgeldin öpücüğü kondurmadan telefonun çalıp karşındakinin “Abi akşamki maça bilet buldum” demesi üzerine sevgilini paketleyip tekrar geldiği vapurla evine yollamaktır. Eee bir kalbe iki büyük sevgi sığmaz bazen.

Sen henüz 8 yaşındayken önce gözünü korkutmak için yapılan bir nezarethane gezisinden sonra Galatasaraylı olmazsan seni hapse alacağını iddia edip, çekmecesinden kelepçeleri çıkaran başkomisere kollarını uzatıp “Hadi gidelim” demek ve arkaya dönerek babaya elveda anlamına gelen bir öpücük kondurmaktır. Babamın sayemde bir çilingir sofrası kazandığını yıllar sonra öğrendim.

Hiçbir şeyi Fenerbahçesinin üzerine koyamayıp, eşinin “En çok kimi seviyorsun” sorusuna “Seni seviyorum Sarı Kanaryam” diyerek politik davranabilmektir.

Ya Fenerbahçe ya ben diyen 15 yıllık cimbomlu kocana tabiî ki Fenerbahçe. Başka koca bulurum ama başka bir Fenerbahçe asla demektir.

15 yıl içinde Kadıköy’ de 2 defa Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının evliliğinin bilmem kaçıncı yıldönümüne denk gelmesi ve kocayı bırakıp yıldönümünü esas sevgiliyle kutlamak demektir.

Fenerbahçeli olmak PSV maçı sabahı, sabah ezanıyla uyanırken bir sesin kulağına 3-0 diye fısıldadığını duyup, bütün gün herkese maç 3-0 bitecek diyerek dalga konusu olup, akşam maçı izlerken 3. gölü beklemekten ilk 2 golün sevincini yaşayamamaktır.

Altı aylık bebişin kucağında Üsküdar’ ın göbeğinde dolaşırken 2. katta olan bir dev ekran televizyonun 4’de 1’i gözüken kısmından Sakaryaspor maçını izleyip, Luciano’nun uzatmada attığı golden sonra ufacık bebeğin korkmasına aldırmadan ve yaşından başından utanmadan tabiri caizse eşekler gibi bağırmaktır.

Yazları stadı özlemektir, sabaha karşı gidip stadın duvarlarını sevmektir. Stadın çimenlerini yastığın altına koyup uyumaktır.

Fenerbahçeli olmak, her sezon başında cimbomlu arkadaşlarınla 2 maç 6 puanına gönül rahatlığıyla iddiaya girmektir.

Her akşam yatırmadan önce oğlunu kucağına alıp omuz omuza yapmak sarı lacivert şampiyon Fener diye salon yatak odası arasında apatmandakileri kızdıra kızdıra uyutmaktır.

Olimpiyat Stadındaki Gs-Rize maçında Rize gol attıkça sevinmektir ama maç 5-0 olduktan sonra ya 6-0 olursa diye korkmaktır.
6-0 sadece bizimdir, kimse bizden başka Galatasarayı 6-0 yenemez.

Fenerbahçeli olmak…

(FB TV - Yüksek Kramponlar, forumex.net)

 

DENİZ BAYKAL Nisan 26, 2008

Kategori: dünya, güncel — ebumsu @ 6:27 pm
Tags: , , , , ,

Deniz Baykal eminimsinin dediği gibi başkanlığını kimseye bırakmıyor…

 

Hınç Almaktan Vazgeç, Profesyonel Destek Al! Nisan 21, 2008

Kategori: güncel, spor — ebumsu @ 1:20 pm
Tags: , , , , , ,

Sağdan soldan duyduğu yalan, dolan sığ bilgiler ile kendini otorite zanneden, her şeyden anladığını ve her konunun uzmanı olduğunu iddia eden, olayları ve konuları köşesinde işine geldiği şekilde saptırmaktan kaçınmayan, ahlak ve izandan nasibini almamış, içindeki kin ve nefreti her fırsatta kusan bir Hıncal Uluç var.

Spor yazıları yazan ama Türkiye’de hiçbir stadyuma gidip maç seyredemeyecek kadar bütün camiaların nefretini kazanmış bir Hıncal Uluç var.

Kendi köşesinde yazdığı yazılarla spor camiasında kin ve nefret tohumları eken, kamplaşmalara neden olan, ektiği nefret tohumları ile insanları biri birine düşüren, çatışmalara sebep olan, sebep olduğu çatışmaların ardından kendisinin neden olduğu çirkinliklere bile sonradan pişkin gülüşünün ardından ben demiştim diyecek kadar kendini bilmez bir Hıncal Uluç var.

Hıncal Uluç hafta sonu kaleme aldığı yazısında yine kendi kurguladığı hayali senaryolar üzerine sayın başbakanı, federasyon başkanını, kulübümüzün başkanı Sayın Aziz Yıldırım’ı, asbaşkanımız Sayın Şekip Mosturoğlu’nu ve TFF kurullarında görev yapanları zan altında bırakacak yalan dolu bir yazı kaleme alıyor. Bunu ilk defa da yapmıyor. Aynı saçma ve yalan senaryolarını periyodik zamanlarla gündeme getiren Hıncal Uluç, çıktığı TV programları ve gazete köşelerini kurguladığı çirkin senaryolar ile farklı takım taraftarları arasında kin ve nefret tohumları ekmek, futbolu yönetenleri toplum içinde sürekli şüphe ve zan altında bırakmak, futbola olan güven ve adaletin hiçbir zaman sağlanamaması için her zaman kullanıyor.

Hıncal Uluç, artık bu çirkinliklere son ver. Kin ve nefret kusmayı bırak. Kendini Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe takıntısından kurtar. Bunu kendi başına yapamıyorsan bu konuda profesyonel destek al. Ama kulübümüzü, başkanımızı ve yöneticilerimizi kurguladığın o çirkin senaryolarının aktörü haline getirme. Fenerbahçe Spor Kulübü 100 yıllık şanlı tarihe sahip köklü bir kurum. Bu kurum senin gibi kendini bilmezlerin attığı çamurlarla yıkılmayacak, daha nice yıllar gururla ve onurla ayakta kalacaktır. Bunu bil ve asla aklından çıkarma.

Eğer gerçekten elinde kaleme aldığın çirkin senaryolarının somut kanıtları (Önceki federasyonunun başbakan ve başkanımızın işbirliği ile gönderildiği ve bu günkü federasyonun aynı işbirliği ile kurulduğuna dair objektif bir bilgi, Sayın Hasan Doğan ile başkanımız Sayın Aziz Yıldırım arasında her hangi bir ticari ortaklığı gösterir belge, ayrıldığından beri Sayın Kemal Dinçer ile kulübümüz arasında her hangi bir ilişkiyi gösterir bilgi ya da belge, asbaşkanımız Sayın Şekip Mosturoğlu’nun TFF’nin her hangi bir kurulunu yaptığına bir bilgi) varsa çık ortaya açıkla aksi takdirde yazdığın senaryoyu yalan, seni iftira atan bir ŞEREFSİZ olarak değerlendirmek zorunda kalacağız.

Türk spor kamuoyu;

Her ne kadar bundan önce Hıncal Uluç’u artık muhatap almayacağımıza, cevap vermeyeceğimize dair bir açıklamada bulunmuşsak da sorumluluğumuzun bir gereği olarak yalan senaryoları ile yarattığı infiali görmeyen bu adamı son kez uyarma gereği duyuyoruz.

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak taraflı tarafsız herkesi Hıncal Uluç’un yazılarını ve TV programlarını boykot etmeye, okumamaya, izlememeye davet etme aşamasına gelmiş olduğumuzu üzülerek belirtmek istiyoruz. Bu duyurumuzu tüm futbol dünyasının selameti için yapıyoruz. Futbolu bu şekilde çirkinleştirmeye çalışanların sektörden çıkarılması için artık bir yerden başlanmalı, bu çerçevede fikirleri ve davranışları ile toplum için kötü bir ahlaki model oluşturan ve zaten fiziki olarak futbol stadyumlarından dışlanmış olan Hıncal Uluç’u futbol kamuoyunun dışına fikren de itmek önemli ve yerinde bir başlangıç olacaktır.

Fenerbahçe Spor Kulübü