Scolari: Fener’e Gelebilirim Mayıs 16, 2008


“Dalga geçilmeye alıştınız… UEFA Kupası’nı kazanan Galatasaray’ın bu başarısını yakalama çabaları sırasında attığımız her adım büyük marifet olarak gösteriliyor. Ama müzede öyle bir kupa yok. Kaldı ki bu sezon kazanılan kupa da yok” diyen Tahir Kıran’ın, www.tahirkiran.com da yeralan yazısının tamamı:
ALIŞTINIZ
Sevgili Fenerbahçeliler, Uzun süredir sizlerle bu sitede sohbet ediyor, dertleşiyoruz. Ve üzülerek görüyorum ki çok şeylere fazlasıyla ‘alıştınız’!!!
Neler mi…
İşte gözlemlerim…
-Şerefli ikinciliklere alıştınız… Elimizle ittiğimiz şampiyonluklar sonrası gelen ikincilikler artık kanıksanmaya başlandı. İkinci oluyoruz, takımımız havalanında güllerle karşılanıyor.
-Galatasaray’ın şampiyonluklarına alıştınız… Hocası olmayan, sezona 6 maç seyircisinden yoksun başlayan, sezon ortasında başkan değiştiren ezeli rakibimiz bizi sürekli geçiyor, gıkımız çıkmıyor.
-Taraftarlığı bırakıp müşteri olmaya alıştırıldınız…Her sene kombine almaya, her sezon çıkan yeni formaları almaya, Fenerium’dan alışveriş yapmaya alıştınız.
-Paraların çarçur edilmesine alıştınız… 100 milyon doların üzerinde bütçeli takımımız 10 milyon dolarlık bütçeli Sivasspor´la aynı puanda ligi bitirdi.
-Yabancılara alıştınız… Yönetim takımı Türklükten çıkarıyor. Bizler Cemil Turan’larla, Ziya Şengül’lerle, Alpaslan’larla Fenerbahçeli olduk. Çocuklarımız kimle Fenerbahçeli olacak? Köylerinden çıkıp ülkemizde kral olan Wederson’larla, Maldonado’larla, Deivid’lerle mi Fenerbahçeli olacaklar?
-Yasaklara alıştınız… Başkan Aziz Yıldırım’ın diktatörlüğü andıran yönetimi Fenerbahçe ruhunu zedeledikçe zedeliyor. Kulübün her yerinde yasaklar var. Ordan geçme, şunla konuşma, bunu yapma. Fenerbahçe sıcaklığının yerini yasakların soğuk dünyası sardı…
-Dalga geçilmeye alıştınız… UEFA Kupası’nı kazanan Galatasaray’ın bu başarısını yakalama çabaları sırasında attığımız her adım büyük marifet olarak gösteriliyor. Ama müzede öyle bir kupa yok. Kaldı ki bu sezon kazanılan kupa da yok. Eleniyoruz, rakiplerimiz tribünlere ‘Game over, insert coin” diyerek dalgalarını geçiyorlar. Hesap soran, sorabilen yok…
-Amatör branşlardaki sahte başarılara alıştınız… Rakiplerin kat be kat bütçeleriyle mücadele eden belli branşlarda takımlarımız şampiyon oluyor. Onların kasasından 1 çıkarken bizden çıkan 5-6. Yine hesap soran yok…
Fenerbahçe´ye “Lig şampiyonluğu yetmez, Avrupa’da başarı lazım” dediğim için beni ihraç eden yöneticileri Avrupa’da çeyrek final oynattı diye alkışlıyorsunuz. Bu nasıl bir çelişkidir. Sayın Aziz Yıldırım ve yönetimi kulübün başında on yıldır Avrupa’da final rüyası sürerken Galatasaray şampiyonlukları gelenek haline geldi. Biz buna da alıştık.
Yapmayın arkadaşlar… El ele verin, muhasebeyi iyi yapın. Fenerbahçe inşaat şirketi değildir. Futbol takımının başarısıyla yaşayan bir ailedir. Elbette ki diğer branşlar da önemlidir ama futbol takımımız başarıyı yakalayamadıktan sonra bizim büyüklüğümüz tartışılır hale gelir. Sevgisiz bir camia olduk. Aile özelliğimizi yitirdik. Bunu kazanmadıktan sonra başarı da gelmez, yaşananların tadı da kalmaz…. Uyanalım ve Efsane Ruh’un geri dönüşünü sağlayalım. Fenerbahçe’mizi diktatörlüğün ellerine bırakmayalım…
Bunları dile getirdiğim için yine hain ilan edileceğim, ama hain değilim başarı isteyen bir Fenerbahçeliyim!
Son müsabakada B.Münih i rezil eden Zenit çılgın bir takım. Gayet cesur oyunlarını mükemmel bir takım oyunu ile süslüyorlar. Geçtiğimiz günlerde görevini sona erdiren Putin’in gurur duyacağı bir Rus disiplini ile sahaya çıkıyorlar ve son dakikaya kadar mücadeleden kopmuyorlar. Hatırlarsanız Putin de görevdeki son gününde şahane bir son dakika golü atmış ve memleketteki tüm stratejik noktalara yabancıların yatırım yapmasını engelleyen bir kanunu onaylamıştı. Darısı bizim politikacıların başına diyeceğim ama nerede. Yakında kendi memleketimizde turist muamelesi göreceğiz vallahi.
Neyse, müsabakadan kopmayalım. Bu tekli final müsakasında favorim disiplini ve cesur oyunu ile Zenit. Rangers’ın sakatları pek fazla. Ama müsabakanın İngiltere’de oynanacak olması Rangers’ın avantajı. Buna rağmen benim gönlüm sahaya üçlü forvet ile çıkmayı planlayan ve çok şahane bir prim uğruna savaşacak olan Zenit’ten yana…
Milli Takım Antalya’da kampta. Buna hazırlık dememek lazım çünkü Fatih Terim bu haftayı lig sonrası chill out gibi planlamış. Bol bol mangal partileri, sponsorların gönlü hoş olsun diye organizasyonlar, günde 200 formaya imza atan futbolcular. Aileleri de zaten kampta futbolcuların. Asıl kamp Almanya’da. Amerika’dan gelen diyet uzmanları, kondisyon hocaları, Prof. Üstün Dökmen‘in kamptaki varlığı bunlar iyi bir organizasyonun parçaları. Medya sorumlusu olarak turnuva sonuna kadar Yiğiter Uluğ ve Emrah Kayalıoğlu görev yapacakmış. Yiğiter Uluğ, 2006 Dünya Kupası’nda Vatan’ın ekinde harika yazılar yazmıştı, bu kez olmayacak bu görevden dolayı. Emrah Kayalıoğlu da mükemmel Almanca bilir ve deli iyi gazetecidir. Fatih Terim bu ikiliyle 12′den vurmuş. Mükremin Bey de kampa gelmişler, mangaldan etin tadına bakmışlar. Kebapçısı vardı duruyor mu hala bilemem. Bunlar hoşbeş günler. Asıl kamp haftaya başlıyor o zaman görürürüz artık; sağdan say 1 Volkan’ı.



Sevilla’nın yıldız oyuncusu Kanoute, Fenerbahçe’nin kendisiyle ilgilenmesinden memnunluk duyduğunu belirtti ve ekledi…
Fenerbahçenin transfer listesinde bulunan Sevillanın yıldız oyuncusu Firederic Kanoute, İspanyol basınına ilginç açıklamalar yaptı.
Malili oyuncu, şu anda sadece Sevillanın Şampiyonlar Ligine katılma hakkını kazanmasına odaklandığını belirterek, Fenerbahçenin benimle ilgilenmesine çok memnun oldum. Ancak bu konu ile ilgili gelişmeler Mayıs ayının 20sinden sonra netlik kazanır ifadelerini kullandı.
Kanoute, Fenerbahçe sana resmi teklifte bulundu mu? Yönündeki soruları cevapsız bırakırken, gazetecilerden kendisini fazla zorlamamalarını istedi. Sevilla ile halen sözleşmesi olduğunu da hatırlatan yıldız oyuncu, yöneticilerden ücretine iyileştirme yapma sözü aldığını ancak bunun gerçekleşmemesi halinde başka alternatifler arayabileceğinin de altını çizdi.
Kapıyı açık bıraktı
30 yaşına geldiğini ve yapacağı yeni sözleşmenin profesyonel hayatının son sözleşmesi olabileceğini belirten Kanoute, Gideceğim kulüpte futbol hayatıma son verebilirim. Bu yüzden imzalayacağım sözleşme ve şartlar benim için çok önemli. Bu Sevilla veya başka kulüp olabilir. Gerçek şu ki Sevilla ile olan anlaşmam beni tatmin etmiyor dedi.
Bu arada, İspanyol basını Kanoutenin bu sezon Fenerbahçe veya İngiltereye gitmesine kesin gözüyle bakıyor. Özellikle Sevillanın Şampiyonlar Ligine katılamaması halinde Malili oyuncu ile yolların ayrılacağı belirtildi.

Bence bir bardak sudur Haziran sıcağında içilen yada tuzdur mis gibi aşımın içinde, taptaze bir vişne tanesidir çikolatalı dondurmamın üstünde, belki sıcacık bir bardak çaydır Kadıköy’ de iskele kenarındaki hasırda yada yanındaki karper peyniri veya simididir veya Kastamonu’ da dağda çevrilen bir kuzu , Antep’ in baklavası, Hatay’ ın künefesi, Balıkesir’ in höşmerimi, Beşiktaşlı Pando’ nun balkaymağı, İnegöl’ ün köftesi.
Evet Fenerbahçeli olmak onu derinden ve her şeyden üstün tutarak yaşamaktır.
Eskiden yapılan sezon açılışlarında veya uzunca bir süre maça gidemedikten sonra gidilen ilk maçta çıkış tünelinde çubuklu formayı görünce gözlerinin dolmasıdır.
Üst düzey yabancı misyonun verdiği bir yemekte Fenerbahçe-Gaziantep maçını, yemekte arkadaşıyla cep radyosu kulaklığından dinleyip, 4. golde masadakileri devirip “Gooollll” diye dakikalarca kimseye aldırmaksızın bağırmaktır.
Bilet bulamadığın için gidemeyeceğin bir pazar günü maçını televizyonda izleyeceğinden dolayı maç saati gelinceye kadar Bayrampaşa’da oturan sevgilinle buluşmayı düşünüp Üsküdar’ a gelmesini isteyen ve vapurdan iner inmez daha hoşgeldin öpücüğü kondurmadan telefonun çalıp karşındakinin “Abi akşamki maça bilet buldum” demesi üzerine sevgilini paketleyip tekrar geldiği vapurla evine yollamaktır. Eee bir kalbe iki büyük sevgi sığmaz bazen.
Sen henüz 8 yaşındayken önce gözünü korkutmak için yapılan bir nezarethane gezisinden sonra Galatasaraylı olmazsan seni hapse alacağını iddia edip, çekmecesinden kelepçeleri çıkaran başkomisere kollarını uzatıp “Hadi gidelim” demek ve arkaya dönerek babaya elveda anlamına gelen bir öpücük kondurmaktır. Babamın sayemde bir çilingir sofrası kazandığını yıllar sonra öğrendim.
Hiçbir şeyi Fenerbahçesinin üzerine koyamayıp, eşinin “En çok kimi seviyorsun” sorusuna “Seni seviyorum Sarı Kanaryam” diyerek politik davranabilmektir.
Ya Fenerbahçe ya ben diyen 15 yıllık cimbomlu kocana tabiî ki Fenerbahçe. Başka koca bulurum ama başka bir Fenerbahçe asla demektir.
15 yıl içinde Kadıköy’ de 2 defa Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının evliliğinin bilmem kaçıncı yıldönümüne denk gelmesi ve kocayı bırakıp yıldönümünü esas sevgiliyle kutlamak demektir.
Fenerbahçeli olmak PSV maçı sabahı, sabah ezanıyla uyanırken bir sesin kulağına 3-0 diye fısıldadığını duyup, bütün gün herkese maç 3-0 bitecek diyerek dalga konusu olup, akşam maçı izlerken 3. gölü beklemekten ilk 2 golün sevincini yaşayamamaktır.
Altı aylık bebişin kucağında Üsküdar’ ın göbeğinde dolaşırken 2. katta olan bir dev ekran televizyonun 4’de 1’i gözüken kısmından Sakaryaspor maçını izleyip, Luciano’nun uzatmada attığı golden sonra ufacık bebeğin korkmasına aldırmadan ve yaşından başından utanmadan tabiri caizse eşekler gibi bağırmaktır.
Yazları stadı özlemektir, sabaha karşı gidip stadın duvarlarını sevmektir. Stadın çimenlerini yastığın altına koyup uyumaktır.
Fenerbahçeli olmak, her sezon başında cimbomlu arkadaşlarınla 2 maç 6 puanına gönül rahatlığıyla iddiaya girmektir.
Her akşam yatırmadan önce oğlunu kucağına alıp omuz omuza yapmak sarı lacivert şampiyon Fener diye salon yatak odası arasında apatmandakileri kızdıra kızdıra uyutmaktır.
Olimpiyat Stadındaki Gs-Rize maçında Rize gol attıkça sevinmektir ama maç 5-0 olduktan sonra ya 6-0 olursa diye korkmaktır.
6-0 sadece bizimdir, kimse bizden başka Galatasarayı 6-0 yenemez.
Fenerbahçeli olmak…

(FB TV - Yüksek Kramponlar, forumex.net)